eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Haftanin olayiydi: Pazartesinden itibaren korkuyla karisik bir merakla her ogle yemeginde salatalarimi didiklerken borsanin dususunu, ilk dalgalarin ingiltereyi vurmasini, siranin nasil hollandaya gelecegini izledim. Bu arada sali gunu kralicemiz beatrix gelip yeni butceyi acikladi. Issizlere verilen para azalacak, karisi calismayan insanlarin aldigi vergi indirimi (ki iki seneden cok o parayi aldim ben, ilac gibi de gelmisti vaktiyle) bitecekmis. Sakatlara, fakirlere, yaslilara eziyet, isverenlere kolaylik iste, bilinmedik, gorulmedik hic bisi yok.

Bu yokun boka sardigini evvelki cuma nxp acik acik olmasa da iflas acikladiginda bir daha hatirlamistim zaten. Bir haftada insanlarin gozunun feri gitti, midelerine asit, yuzlerine endise peydahlandi. Sevimsizligi kadar, yuksek teknoloji sirketleriyle de unlu sehrimiz Eindhoven'de bugunlerde nereye kafanizi cevirseniz issiz halmis bir NXP'li, projesi oldugu icin ulkesine geri donmek zorunda kalan expat, can cekisen sirket goruyorsunuz. Umutsuz, overqualified, vizesi bitmek uzere kennismigrant* CV'leri havada ucusuyor, gonderdigim red mektuplarinin haddi hesabi yok, komsumuz olan meshuur ve buyuk bir sirketin de bir iki haftaya kapanacagini duydum guvenilir kaynaklardan.

Etraftaki herkes basimi sokacak bir evim - dolayisiyla 30 senelik bir banka borcum- olmadigi icin ne kadar sansli oldugumu soyluyor, aman sakin ev almak gibi bir delilik yapma diyor. Ben ise ben turkum diyorum. Ekonomik kriz ise bana cok da yabanci bir kavram degil. Mercimegimi yer, alisveris yapmaz, sinemaya gitmez, evde oturur ve bir isim oldugu surece her gun sukrederek ise gidebilirim. Ortaokul'da omrumde gordugum ilk krizde farkettigim gibi bir hafta evvel rahatca yeten harcligim, bir hafta sonra ancak dergi almaya yetebilir (ortaokul ikinci siniftaki deniz'in ekonomiyle imtihani, roll'un nisan sayisi mi, burger king mi?) ya da universitedeyken bir gun evde izmir kofte yiyip haberlerde birinin digerinin kafasina anayasa atmasini izlememe muteakip cikan kriz zamanindaki gibi hic disari cikamadan birbirimizin evinde cay demleyip cekirdek yeme duzenine gecerek eglendigimiz (tam bu donemde camel'den ogrenci dostu winston'a gecisimi gerceklestirmistim) zamanlari yad edebilirim. Ben turkum. Bana bisi olmaz.

Yapacak cok da fazla bisi yok, sakin olmak ve beklemekten baska. Insanin zaten cok cok cok parasinin olmamasinin iyi yani da bu galiba: azicik asin, agrisiz basin. Alt tarafi biraz daha fakirlesecegiz, daha cok sikayet edecegiz. Ucuz markalari deneyip, ucuz marketlere gidip aslinda hic de tasarruf etmeden icimizdeki korku canavarini sakinlestirecegiz, sonra -umarim- gececek.

Allaha sukur genciz, saglikliyiz, - simdilik- isimiz de var. Gerisi hikaye. Hem, mercimek cok besleyici bir seydir, bilhassa uzerine portakal yiyince.

* kennismigrant:hollanda'daki yuksek egitimli, cogunlukla it sektorunde calisan, ozel vergi ayricaliklari olan gocmenlerin ismi.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .