eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Hollandalilar hakkinda atip tutarim, isime geldiginde kotulerim, keyfimi kacirip bana hayati dar ettiklerinde acik acik kufur ederim. Blog benim, keyif benim, kime ne. Ama bir konuda haklarini vermem gerekecek: Cimriliklerinden midir (posetler markette parayla satiliyor cunku) yoksa cevre korumaya duyarli olmalarindan midir bilinmez ama ortalama Hollandali poset kullanma konusunda terbiyeli, hatta temkinlidir.

Her dukkanda alisveris yaparken kasiyerler sanki poset verdiklerinde maaslarindan kesilecekmis gibi uzulur, illa ki denerler: aldiklarinizi elinizdeki cantaya atacak misiniz yoksa bir cevre zararlisi, bir okuz gibi illa bir poset mi isteyeceksiniz?

Bundan yedi yil evvel, Koray'lan ilk defa markete gidecegimiz bir gun Koray ortaya su resimde gordugunuz yesil cantayi cikarmisti, alisverisimizi yapinca bununla tasiriz diye. O gun onun epey tuhaf biri oldugunu dusunmustum ama zamanla alistim. Yillardir bu yesil arkadasi evde, bunun mavi bir kardesini market alisverisleri icin arabada, bunlarin iki tane battal ikea kardeslerini de ikea alisverisleri icin arabada tutuyorum. Body Shop olan ufagi ise her cantamda benimle birlikte geziyor.Yeri geliyor ogle yemegimi, yeri geliyor sokakta gezerken gordugum ivir ziviri tasiyor. Sirf bu cantayi hep kullaniyorum diye Body Shop alisverislerimde edindigim testerler oldugunu biliyor muydunuz sayin okuyucu? Sirf beles bir sikimlik dus jeli, bir portleklik kirazli body butter icin bile deger yani plastikten vazgecmeye.

Diyecegim o ki, bu naylon poset kullanmamak tam bir aliskanlik ve biraz da plan isi. Bir kere o aliskanligi kirinca, bir de alisveris yapacagindan emin oldugun anlarda o buyuk torbayi yanina almayi hatirlayinca gerisi geliyor. Pazarlarda ve Turk marketinde bile sadece akacak seyleri posete koydurup en azindan plastik poset kullanimini asgariye indirmek mumkun. Mumkun de ben alisverisimi yaparken yanimda sirada bekleyen sumuklu Furkancanlarin, sevimsiz Busranazlarin analari bu bilince varir mi bilemiyorum. Onlari egitmek, ikaz etmek ise benim isim degil. O annemin uzmanlik alani. O yillardir hem milleti egitmeye ugrasiyor, hem de butun alisverislerini plastikten mumkun oldugunca uzak durmaya calisarak yapiyor.

Gecen yaz annem ve birkac arkadasi Bozcaada'da bir kampanya baslattilar. Birkac marketin de isbirligi ile pazar filesini yayginlastirmak icin epey ugrastilar. Cocuklara eski gazetelerden kese kagidi yapmayi ogretip bunu yarismaya bile cevirdiler. Bir miktar basari elde ettiler, bir bilinc uyandirdilar sanirim ki, Bozcaada esnafinin en azindan bir kismi da simdi her bi boku bes tane posete sarip vermiyor musterilerine.

Bu vesileyle tonlarla alisveris filesi edindi tabii ki annem ese dosta vermek uzere. Bana da birkac tane ayirmis. Sahsen file kullanmayi sevmiyorum, denedim ama olmadi. Bir kere Hollanda kadar yagmurlu bir memlekette aldiklariniz fileye konulunca islaniyor. Ayrica tasarimi ergonomik degil, benim elimde tasiyacagim birseye degil, omzuma asacagim birseye ihtiyacim var, bu filelerle uzun mesafeleri yurumek pek mumkun degil. Ama size uyuyorsa sayet file tasimak, ativerin cantaniza bir tane. Zaten yer falan tutmuyor. Olmadi bir kumas canta edinin, ne var yani?

Bir sonraki alisverisinizde siz de "Hayir, tesekkurler, benim torbam var zaten.*" demenin mutlulugunu yasayin.

Bugunku kompozisyon konum ' cevremizde issizlik ' . Etrafta benim gibilerin giderek arttigini pencereden bakinca bile anliyorum.

Cok kalabalik bir caddenin uzerinde, kocaman pencereleri olan bir apartman dairesinde oturuyorum ben. Alt katlarda dukkanlar, is yerleri, ust katlarda apartmanlar, evler var hep. Yemek masasina oturdugumda bu uzun caddenin buyuk bir kismini gorebiliyorum. Gozumun gordugu yerlerde bir degisiklik var.

O bizim caddedeki dukkanlara kisa bir sure icinde var(di) demek daha dogru olacak sanirim. Son dort ay icinde kosemizdeki emlakci, jakuzici, butik, sarap dukkani (bunun sahibi olmustu, onun icin galiba) cadde uzerindeki alti yatakcidan ikisi kapandi. Siranin cok sevdigim tutun, ivir zivir dukkaninda olmasindan endiseleniyorum, uzun zamandir acmiyorlar dukkani. Evimizin tam karsisindaki bos dukkanini da kiralik tabelasi asili durdugu son sekiz ay boyunca defalarca degisti, hava sartlarina dayanamadi ama kiraci falan buldugu yok. Dukkani tutacak param olsa da yapacak isim olmaz, onun icin ben kurtaramam orayi.

Sonraa, luzumsuzca bir indirim dalgasi sardi ortaligi. Hani soyle bir alti bin yurom olsa yataga verilecek, onbir binlik bir yatagi+ bazasini+ antibakteriyel yastik ve yorganlarini+ sosyetik yatak ortulerini falan komple alabilirdim. (Yatakci cok var caddede demistim, siz oyle idas falan mi sandiniz, boyle oluyor buranin yatakcilari) ama omrumce calissam alamam sanirim oyle bir yatak. Hani belki sizin imkaniniz varsa diye haber vereyim dedim. Gelinlikci de yakinda gelinlik alana damatlik bizden kampanyasina baslar heralde. (Bak bu iyi fikirmis, gidip soyleyeyim, komsuluk yerde is yapsinlar)

Dahasi var, gunduzleri apartmanda, karsi apartmanda luzumsuzca insanlar dolasiyor, karsi apartmandaki Esterhazy ile evini habire izleyip huzursuz ettigimiz herif kac gundur evde, bu saatte pijamasiyla dolasiyor. Sokaklar kalabalik, yaslilar, bebekli anneler degil, normalde o saatte ofiste olmasi gereken ama olmayan ve ne yapacagini bilemeyen gerginler dolduruyor mahalle marketimi. Bizim apartmandaki dairesine 450.000 euro isteyen suursuz nihayetinde pes etti de evi esyali kiralamaya razi oldu.

Spor salonunu anlatmaya luzum dahi gormuyorum. Ay insanin havadaki testesterondan eksimesi mumkun artik. Hani ev kadinlari, hani sukunet, hani bos salon? Bi ton asabi, aletleri ittirip cektiren adam var etrafta. Hadi, acilin artik diyesim geliyor. Bizim de ittirip kaktiracak fazla enerjimiz, asabiyetimiz var heralde, azicik anlayisli olun.

Bi kac zaman icinde issizlik parasi almaya baslayabilirim. (Hollanda burokrasisi, kim bilir kac yil surer ama oderler uc bes bisi) O zaman da beni duzenli olarak is ariyor muyum diye kontrol eden bir calisma kocum olacak basimda. O maceralari iple cekiyorum. Duydugum kadariyla beni bahce isinde calismaya bile gondermek isteyebilirlermis. 'Deniz tarlada' veya 'Deniz ve Polonyali tarim iscisi arkadasi Piotr' gibi yeni bolumlerle karsinizda olabilecek miyim?

Sikayet ediyorum, ama allaha sukur ederek. Ben daha kotusunu gordum, bu da elbette gececek.

Bahce isinde de insan guzel kol kasi yapar, hem de ayi gibi yer diledigince.

az evvel cenaze levazimatcisina is basvurusunda bulundum. en azindan sessiz bi ortam olur, sakin sakin calisir insan.

kismet, bakalim.


Bir yandan butun dunya daha net geliyor gozume. Butun dunyayi kendi deadlineimdan, yaptigim iyi ve kotu seylerden, performans degerlendirmesinden, patrondan, is dedikodusundan ibaret gordugum, eve gelip cuval gibi yattigim, isten baska bisi dusunmedigim aylardan sonra.

Bi yandan da kimi kandiriyorum, is aramak nedir, they say jump, I ask how high.

Bir sonraki sefer daha sogukkanli, daha az hirsli, daha sakin olmayi umuyorum.

back to square one imis anacigim.

allahim, buyuklugunden sual olunmaz. uc sene sonra tekrar ayni hallere dusmemin illa ki bir sebebi vardir.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .