eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


bu gidisin sonu ne olacak? Is guvenligi olan insan kaldi mi dunyada? Isimi kaybedecegim, kocam isimi kaybedecek, evimi odeyemeyecegim diye endiselenerek mi gececek omrum? Isini kaybeden arkadaslarimizi eglendirmek gibi bir sosyallesme cesidi kabul mu gorecek?

Zannederdik ki sen caliskan ve durust bir insansan, calistigin sirket de iki gunde batacak bir yer degil de saglam bir yerse sana cok da bisey olmaz. Olmadi yeni is bulursun.

Ama bizler dokuzdan besbucuga emegini bir sirkete, cok uluslu yatirim yumaklarina adayan, sanki sirket bizimmis de senenin sonunda kar ettigimizde gelen para bizim cebimize girecekmis gibi calisan isciler olarak zor gunler geciriyoruz. Bir yuksek karara bakiyor yarinimiz, ne olacagimiz. Iki dudagin arasinda kismetimiz, gelecegimiz, odeyecegimiz borclar falan.

Az paraya cok calisip hic hastalanmadigimiz surece bizden iyisi yok. Iyi egitimliyiz,ucuzuz, bazilarimiz yabanciyiz, neredeyse sifir maliyet ile buralara emegimizi, beynimizi pazarliyoruz. Fabrikada calisanlardan daha cok stres kaldirabilir, hastaysak bile evden calisabilir, fazla mesai almayabiliriz. Duz isciler bilmemne calismiyor, calisamiyorum diyebilirken biz calismayani calistirmak, olmayani var etmek zorundayiz, yoksa yine sorumlu tutulabilir, yine isimizden olabiliriz. Adina da derler reorganizasyon.

Bu sosyal devlet denilen nanenin gelisip ilerlemesi gerekiyordu degil mi? Her kusak bir sonrakini tasiyarak ortak refah seviyesi artacakti degil mi? Neden bana oyle olacak gibi gelmiyor peki? Nasil oluyor da her yil daha kolay isten attiklari insanlar hala 60 sene evvelinin pazar kurallariyla borclaniyor, sanki ortada ayni sartlar varmis gibi emeklilige ulasmaya calisiyor, veriyor, veriyor, karsiliginda birsey alamiyor?

Bunun icin mi gelmistim ben buraya? Daha uygar bir hayat icin? Benim insan olarak da gelismem icin? Etrafimda herkesler catir catir isten cikarilirken bu sefer bize bisey olmadi diye sevinmenin nesi insanlik?

Cok rahatsizim be. Hem kararmis, hem rahatsizim. Allaha sukur (simdilik) saglamdayiz derken de icim hic rahat degil.

Allah beterlerinden korusun.

Otuzuma ceyrek kala huylarim da tam gaz degisiyor canlarim.

Ben ki kendi dugununde dans etmemis kadin, dans etmekten hoslanir hale geldim. Itiraf etmekte zorlaniyorum, ama oldu bu.

Dans etmekten hoslanmam sergiledigim performansin iyilestigi anlamina gelmesin, figurlerim hala odun meets praise you danscilari meets I love London seklinde. Ama umursamiyorum. Oyle yanlarima dogru sallanirken, olur da cilginca kendimi muzige kaptirirsam kollarimi sallarken falan, umursamiyorum. Artik dunyada insanlarin bana bakmaktan baska seylerle de ugrasabilecegini kabul ettim. Belli ki kalabalik konser ortamlarinda insanlar sanatciyi, olmadi guzel kadini, tuhaf sacli adami falan seyrediyor, beni degil. O zaman niye tutayim ki kendimi.

Diyecegim o ki,uzun zamandir cumartesi Ojos de Brujo'da kuduz essekler tepmis gibi dans ederken eglendigim kadar eglenmemistim.

Yasasin denz!

Nasil oluyor da bir yandan sene sonu raporu maporu hazirlarken kendimi depoda mal sayimi yaparken buluyorum farkettigim an gercekten poposunu yerinden kaldirmayan bir mudur de olacagim sanirim. Allahtan siyah kazak giymisim, resmen tozlara bulandim sabah sabah.

Isini elinin ucuyla yapanlardan tiksiniyorum.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .