eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada



Gecen yil, BBC'de "Who does what?" isminde sahane bir program yayinlanmisti. Cesitli ciflerin ev isleri, ortak sorumluluklarin ne kadarini yerine getirdigi satir satir dokumleniyor, butun ciftlerin (aslinda sadece ciftlerin degil, sorumluluk paylasan birden fazla her insanin) daimi paranoyasi olan 'butun isleri ben yapiyorum, bu hiyar kicini devirip yatiyor'un ne kadar dogru oldugunu ortaya cikarmaya calisiyorlardi.

Beni de evlenmeden evvel 'bak kizim, nasil baslarsa oyle gider, her isi sen yapmaya kocani alistirirsan bir anda kendini butun evin yukunu cekerken bulursun, dikkat et' diye uyaran bir hayirsever teyze, anne olmustu elbette. Her yeni birlikte yasamaya baslayan salak gibi ben de aa askolsun, elime mi yapisir, elbette butun sorumluluklari paylasacagiz demistim.

Simdi on yil evvelki o salak Deniz'le bir iletisim sansim olsa, O Deniz'in kafasinin arkasina bir vururdum, patt diye. Ne soylesem o salaga kar etmeyecek cunku.

Onceleri okula gidiyordum, onun daha cok isi vardi, sonra ev kadini oldum onun zaten hep cok isi vardi, sonra calismaya basladim, ayni saatte kapidan cikip ayni anda eve girmemize ragmen kendimi bir elimle yemek hazirlar, bir elimle calan telefona yetisir, bir elimle ertesi gunun ogle yemegini hazirlar (uc el etti, farkindayim, ama oyle hissediyorum), bu arada spora gidemedim diye vicdan azabi cekerken, her kagit kurek isini, her ogunu, her misafiri, her sosyal olayi, her alisveris listesini planlarken, asla kicim yer gormedigi icin hep yorgun olurken ve bu arada koltugun uzerinde bir Buda gibi uzanmis, isten cok yorgun geldigi icin dinlenen kocama (ben iste kopek tasliyorum cunku) ciddi ciddi haset ederken, dusmanlik beslerken buldum. Klube hosgeldim biliyorum.

Ve evet, koppekler gibi pismanim vaktiyle annemi dinlemedigim icin. Bu artik cozulebilir bir sorun olmaktan coktan cikti, benim allahtan cezam haline geldi diye hissetmem cok fena ama vaziyet bu. Ev islerinin 80% ini baskasina yaptirarak (allah Emine'den razi olsun) cok buyuk bir adim attim ozgurlugum icin ama yetmiyor. Hayatim basitti, daha da basitlestirdim, evde iki adimdan (kes ve pisir, cirp ve firina at, kaynat ve ye gibi) daha cok emek gerektiren yemekler pismiyor, etrafta toz tutacak ugrastiracak tek bir sus esyasi yok, standartlarim dustu, resmen pis bir evde yasiyorum ve evet, yetisemiyorum. On yilda eve, ev duzenine dair herseyden biktim, usandim. Kosturmaktan bunaldim, bu konu hakkinda kocamla konusmaktan yoruldum, duyacagim cevabi bildigim icin.

Onun icin keske diyorum, su who does what programinda kullandiklari software bir sekilde elime gecse, kullansak. Ak got, kara got ortaya ciksa. Birseyin degisecegine zerre kadar inancim yok ama keske bari bir tam rakam olsa elimde. Evet, benim bu eve katkim su kadar diye bilsem. Onun arabayla ugrastigi, bahceyle, tamiratla ugrastigi o zamanlar ne kadar zamanlarmis gorsek.

Hani olur da bu yaziyi okuyanlar icinde henuz manitasiyla yasamaya baslamamis insanlar vardir. Onlara yalvariyorum: Ben ettim, siz etmeyin. O evi temizlerken, o yemekleri hazirlarken giden vakitler cok yazik vakitler, o ev "yuvaniz" bile olsa. Zaten haftada 45 saat mesaiden, trafikten, zorunlu islerden kalan o cok degerli vakitleri mumkunse sadece kicinizin keyfine kullanin.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .