eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


2011'de simdiye kadar Krach, Megadeth+ Slayer, Queens of the Stone Age, Iron Maiden, Morrissey, Kitty& Daisy& Lewis, Mark Knopfler+ Bob Dylan, Marc Ribot ve en son dun aksam Electric Six konserlerine gittim. Aralik'ta Ojos de Brujo ile seneyi kapatiriz zannederim. Koray bunlardan baska bir de ekstra Slayer ve Motorhead gordu, yilin kapanisini Eindhoven Metal Meeting ile yapacak gibi gorunuyor.

Degerlendirmeye gelince, senenin en gurultulusu odulu ellbette ki Megadeth+ Slayer'e gidiyor, sagir etti namussuzlar. En value for money, her zamanki gibi Iron Maiden, en hayal kirikligi Mark Knopfler (zorla sahneye cikarmisiz gibi bir hali vardi, saat yedide baslamasi da cabasi) ve Kitty & Daisy& Lewis. Yilin en beklentisiz gidip bayildigim konseri Mark Ribot oldu, en hayal meyal hatirladigim Queens of the Stone Age.(icki tum kotuluklerin anasidir) Senenin en kacirdigima uzuldugum konserleri: Bilet alip da gidemedigim Motorhead, evde mangala insan davet ettigimiz icin (yine) kacirdigim Cold War Kids, Claudia'nin dugununde oldugumuz icin kacirdigimiz Sufjan Stevens. Cold War Kids ucuncu sefer Eindhoven'e geldiginde evde agirlayacagim onlari artik, bu kadar mi kismetsizlik olur?

En sevdigim konser mekani, elbette ki Effenaar (ozellikle de ust kat, benim gibi bir cuceye bile sahneyi gorme olanagi verdigi icin) ama Geldrome da hala bir 'buyuk alan' olarak cok organize, seviyorum.

On iki ayda on iki konser bisi degil bence, seneye allah kismet ederse temiz kalbimden sunlar geciyor:

- Black Sabbath (Graspop mu olur, 12 Haziran'da Heineken Music hall mi olur bilemem) - Elbette ki Metallica (evlilik sozlesmemizde Koray'in her Metallica konserine beni goturmek zorunda oldugu yazili zira)
- Florence and the Machine (1 Nisan'da Paradiso'da ama muhtemelen ona gidemeyiz)
- Cold War Kids (umudumu kaybetmedim gordugunuz gibi)
- Hani belki olursa Adele kizimiz
- Anncak Effenaar'a veya Tilburg'a falan gelirse Fleet Foxes, Gotye (Subat biletleri bitmis bile ama belli olmaz)
- Mumkunse Antwerp'te veya Gent'te Triggerfinger

Bir de Cafe Wilhemina'da daha cok jazz seylerine baksak fena olmaz.

Agiz tadiyla gitmek nasip olur insallah, muziksiz, canli muziksiz hayat cok sikici zira.

-

Su bloga donup bakiyorum da, Allah bana calisma hayatiyla ilgili pek cok sekil gostermis son yillarda. Issizlik, kronik issizlik, cocugumu kesicem, bana is bulun allahsizlar turu issizlik, calismaya baslama, food chain'in en sonundaki asistan kisi olma, korpirit hayata tapma, korpirit hayattan tiksinme, ruh hastasi patronla calisma, mobbing, isten atilma, yeniden issizlik, yeniden is bulma, isi takmamaya baslama, korpirit olmayan bir yerdeyim diye sevinme, korpirit bir yerde degilim diye uzulme, patron sirketine alisma, patron yalakaligi 101 ve advanced asamalarindan sonra nihayet terfi bile olmusum. Sukurler sukurler.

Dahasi artik tek kisilik dev kadro bile degilim, bir 'kiz'im var. Ve Allah biliyor, cok cok zorlaniyorum. Bir 'kiz'imin olmasi bana rahatlik ve baska projelere ayiracak vakit getirecek zannederken kendimi en temel seyleri defalarca tekrarlarken buluyorum. -Hayir W. o dokumanlari musteriye gonderirken eskiden kullanilmis bir zarfla degil, logolu ve kullanilmamis bir zarfla gondereceksin) veya - Evet bir toplanti odasini topladiginda kullanilmis bardaklari da toplaman gerekir. Ve -Evet W, Hollanda'da yasayan bir insana Guney Afrika'ya sadece gidis olan bir bilet alirsan onlarin donmek isteyecegini de dusunmen gerekir. En sonunda delirdigimde: - Hayir gunluk euro/gbp kurunu kafamdan bilmiyorum, how about f*ing Googling it?

Pekii, butun bu tuhaf seyleri yapan insanin uc haneli rakamlari kafasindan carpabilen biri olmasina ne demeli? Ortada bir zeka eksikligi yok yani, sadece tuhaf calisan bir mantik var. Kimse ofis islerini anasinin karnindan ogrenerek dogmuyor ama sonucta basit ofis islerinden bahsediyoruz, durumlarin % 80 inde genel mantik kurallari epey ise yariyor.

Genel mantik kurallarinin bazilari icin bu kadar yabanci bir kavram oldugunu zor yoldan ogrenmem gerekti. Asla varsayma, adim adim tamamen acikla, mumkunse ornekler ver duskuru ile yapilan her is saatler aliyor. Bir degil, bes degil on kere tekrar edene kadar kendi kendime yaparim desen korkunc bir donguye giriyorsun: karsinda yapacak fazla da bir isi olmayan elemanin, onun isini de sen yaptigin icin artan is yukunle bas basa kalan sen. Kucukmudurun daimi hatasi. Hani yapmamam uzerine uyarildigim durum.

Yani bu asistan isi benim hayatimin sabir sinavi oluverdi birden bire. Kendimi tanimak icin bir olanak, isleri standardize etmek, adim adim aciklamak, belgelendirmek icin essiz bir firsat. Delege etmek zannettigimden daha zor birseymis. Hakkiyla mudurluk etmek, bir insanin basarisini ve basarisizligini degerlendirmek ve motive etmek falan vallahi cok zor birseymis. Butun bu gerilimim de alt tarafi bir insan icin yani, bir de buyuk bir ekibim falan olaydi ne olacaktim acaba?

Gectigimiz son bir yilda is guc bakimindan ogrendigim en iyi sey baska birinin sorumlulugunu almak oldu. Cok sevdigimi soyleyemem. Bir hata yaptigimda hatanin sadece bana ait oldugu o eski guzel gunleri ozluyorum ama isimin en geyik kisimlarini satabilecek bir 'kiz'im olmasindan, ofiste geyik yapabilecegim biri olmasindan da sonsuz hosnutum. Zor iste.

Dun cok tuhaf birsey ogrendim, acilen anlatmam gerek: Hollanda'da cocuklar hastalanip oksurmeye basladiklarinda anne babalar bir sogani ikiye kesip cocugun odasina koyarlarmis ki, cocugun gogsu yumusasin. Ya da sogani suda kaynatip o les kokulu suyu cocugun odasina koyuyorlar ki yavrulari iyilessin.Oda kebapci gibi kokmusmus, evi sogan kokusu almismis, umurlarinda degil. Bu vesileyle hapsirik cicegi gibi bir kavramla beni tanistiran canim anneme tesekkuru bir borc bilirim. Daimi bronsiti olan bir cocuk olarak yetiskin gunlerime derimin icine islemis bir cemen kokusuyla da gelebilirdim, Hollandali olsaydik. Allah korumus.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .