eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Gecenin bir saati uyanip kim bilir su an nereyi gazliyorlar diye twitteri kontrol etmeyenlere

Teefonuna yapisik yasamayan insanlara

Polis gorunce ici bulanmayanlara

Ozgurce protesto edebilenlere

Aksam yemegini CNN ve NOS’te Turkiye yayinlari izleyerek degil, sohbet ederek gecirenlere

RTE’nin dilini anlamayanlara, (Turkce anlamamak demiyorum , bu nefret ve kamplasma dilini tanimayanlara, hayatta Madimak otel nedir, 6-7 eylul nedir, Roboski nedir bilmis, gormus olmamislara)

Yani aslinda etrafimdaki hemen herkese,

Haset ediyorum.

Turk olmak ne zaman senlikli bisi oldu ki zaten? Ama eski mahallemde, sokagimda barikatlar insa edilmisken, ablam, arkadaslarim evlerinde gazlanirken, iktidarin rezillik, igrenclik, kustahlik ve kibiri her gun beni biraz daha utandirirken hic neseli degil.
Insanlarin sokaktaki hos hikayelerini, dayanismayi sadece okudum ben, yasamadim. Baktigim yerden o guzel niyetli insanlarin ilerki gunlerde sadece daha da ezilecegini goruyor, korkuyorum.

Halbuki butun bunlari hissetmeden bir yasam mumkun. Vallahi. Dunyanin cok uzak olmayan baska yerlerinde insanlar da belki issiz, belki ekonomik gelecek korkulari var ama en azindan gazlanmiyorlar. Onlarin basbakanlari o insanlardan acik acik nefret etmiyor. Polisi boyle bocek oldurur gibi gazlamiyor (ha onlar da masum insanlari oldurmuyorlar mi, elbette. Polis heryerde polis). Onlar mahkemelere (belirli olculerde) inaniyor, haberlesme ozgurlugunu yasiyorlar. Boyle bir dunya var.

Sekiz yildir hic bu kadar karmasik duygular icinde olmamistim. Her gocmen gibi, benim de bir gun anavatanimda olmayi cok isteyip olamayacagim, oranin haberlerinin beni cok uzecegi bir zamanin gelecegini biliyordum ama hic aklima bunun boyle bir sebepten olabilecegi gelmemisti. Bu denli buyuk capta bir gaddarligi ve kutuplasmayi ben hayal edemezdim.

Bir ayagim o dunyada, bir ayagim otekisinde yasamak cok zor. Bu kasveti ve endiseyi kambur gibi, kaplumbaga kabugu gibi her yerde yanimda gezdirmek cok zor. Arkadaslarim, ailem orda zor vaziyetteyken burda olmak cok zor.

ARO





Resimlere bakarken gozlerim doluyor. Oradaki guzel insanlar, aro. Hadi, ya da uzun uzun soyleyeyim, allah razi olsun.

Gavur ellere goctugumden beri ilk defa bu sabah anayurdum hakkinda iyi birseyler de olabilir hissi ile doldurdu beni bu fotograflar. Naif degilim, salak degilim, biliyorum ki bu son derece gecici bir his. Ama bes dakikada olsun beni umutla dolduran bu fotograflardaki herkese tesekkurler, yolunuz acik olsun! Direnise devam!


Isyerinde son derece huzursuz bir gun gecirdim bugun. Cok sevdigim bir is arkadasimin gencliginin, iyi niyetinin, en cok da yasadigi ulkenin kanunlarini bilmemesinin kurbani oldugunu gordum.

Bu yoldan cok da uzun olmayan bir zamanda ben de gectim. O caresizligi, uzerine isler yigilirken etraftan gelen bakislari,  kusuru sadece kendinde arama hallerini, uykusuz geceleri ve aglama nobetlerini cok iyi bilirim. Benim de basimdan gecti, hayatta beni en etkileyen deneyimlerden biri oldu hatta.

Bir daha asla isimi luzumundan fazla sallamamayi bu kadar genc yasimda ogrenmeyi bir mucize ve bir ceza olarak goruyorum. Bu yaklasim belki isyerinin kapisindan cikar cikmaz isi unutmama yariyor ama kurumsal hayat tiksintim ve genel yaklasimim yuzunden omrum boyunca bir gidim daha yukselmeyecegime emin gibiyim. Genc yasimda ilk korkunc mudur ve mobbing  tecrubemi daha da kuvvetli bir anka kusu olmak yerine unutulmus bir sirkette bir dosya dolabi olarak gecirmeyi, isime verecegim enerjiyi baska seylere (son derece luzumsuz seylere) vermeyi tercih ettim.

Pisman miyim? Tam olarak degil. Calismalarimin urununu gormek isterdim, bunun tek yolu bizi devamli daha gaddar olmaya iten bir ortamda "en buyuk gaddar"  olmak oldugu icin buna tenezzul etmeme gibi bir luksum olduguna inandiriyorum kendimi. Umarim bundan uc bes sene sonra benden genc ve acgozlu birisi sirtima basip gectiginde de boyle dusunmeye devam ederim.

Su hayatta en cok buna inaniyorum cunku, nasil bir insan oldugumuzu sahip olduklarimiz, ailemiz, arkadaslarimiz falan degil, tahammul ve tenezzullerimiz belirliyor. Ben bu oyuna kendimden gecercesine katilmaya, en hakli mudur olmaya tenuzzul etmiyorum.

Arkadasim genc. Bunu da atlatir. Simdi kucuk bir cocugu ve ev kredisi olan, bes yildir o sirkete sayisiz emek vermis bir insani helak etmek icin alenen yildirma politikasi gutmus, cat diye isten cikaririz demis o igrenc insanlarin yuzune bakarken igrenmeme,  tahammul gosterme zamani benim icin.

Paranin gozu kor olsun, alt tarafi dort duvar bir evi odemek icin cektiklerimize lanet olsun, di mi?


Gecen yil, BBC'de "Who does what?" isminde sahane bir program yayinlanmisti. Cesitli ciflerin ev isleri, ortak sorumluluklarin ne kadarini yerine getirdigi satir satir dokumleniyor, butun ciftlerin (aslinda sadece ciftlerin degil, sorumluluk paylasan birden fazla her insanin) daimi paranoyasi olan 'butun isleri ben yapiyorum, bu hiyar kicini devirip yatiyor'un ne kadar dogru oldugunu ortaya cikarmaya calisiyorlardi.

Beni de evlenmeden evvel 'bak kizim, nasil baslarsa oyle gider, her isi sen yapmaya kocani alistirirsan bir anda kendini butun evin yukunu cekerken bulursun, dikkat et' diye uyaran bir hayirsever teyze, anne olmustu elbette. Her yeni birlikte yasamaya baslayan salak gibi ben de aa askolsun, elime mi yapisir, elbette butun sorumluluklari paylasacagiz demistim.

Simdi on yil evvelki o salak Deniz'le bir iletisim sansim olsa, O Deniz'in kafasinin arkasina bir vururdum, patt diye. Ne soylesem o salaga kar etmeyecek cunku.

Onceleri okula gidiyordum, onun daha cok isi vardi, sonra ev kadini oldum onun zaten hep cok isi vardi, sonra calismaya basladim, ayni saatte kapidan cikip ayni anda eve girmemize ragmen kendimi bir elimle yemek hazirlar, bir elimle calan telefona yetisir, bir elimle ertesi gunun ogle yemegini hazirlar (uc el etti, farkindayim, ama oyle hissediyorum), bu arada spora gidemedim diye vicdan azabi cekerken, her kagit kurek isini, her ogunu, her misafiri, her sosyal olayi, her alisveris listesini planlarken, asla kicim yer gormedigi icin hep yorgun olurken ve bu arada koltugun uzerinde bir Buda gibi uzanmis, isten cok yorgun geldigi icin dinlenen kocama (ben iste kopek tasliyorum cunku) ciddi ciddi haset ederken, dusmanlik beslerken buldum. Klube hosgeldim biliyorum.

Ve evet, koppekler gibi pismanim vaktiyle annemi dinlemedigim icin. Bu artik cozulebilir bir sorun olmaktan coktan cikti, benim allahtan cezam haline geldi diye hissetmem cok fena ama vaziyet bu. Ev islerinin 80% ini baskasina yaptirarak (allah Emine'den razi olsun) cok buyuk bir adim attim ozgurlugum icin ama yetmiyor. Hayatim basitti, daha da basitlestirdim, evde iki adimdan (kes ve pisir, cirp ve firina at, kaynat ve ye gibi) daha cok emek gerektiren yemekler pismiyor, etrafta toz tutacak ugrastiracak tek bir sus esyasi yok, standartlarim dustu, resmen pis bir evde yasiyorum ve evet, yetisemiyorum. On yilda eve, ev duzenine dair herseyden biktim, usandim. Kosturmaktan bunaldim, bu konu hakkinda kocamla konusmaktan yoruldum, duyacagim cevabi bildigim icin.

Onun icin keske diyorum, su who does what programinda kullandiklari software bir sekilde elime gecse, kullansak. Ak got, kara got ortaya ciksa. Birseyin degisecegine zerre kadar inancim yok ama keske bari bir tam rakam olsa elimde. Evet, benim bu eve katkim su kadar diye bilsem. Onun arabayla ugrastigi, bahceyle, tamiratla ugrastigi o zamanlar ne kadar zamanlarmis gorsek.

Hani olur da bu yaziyi okuyanlar icinde henuz manitasiyla yasamaya baslamamis insanlar vardir. Onlara yalvariyorum: Ben ettim, siz etmeyin. O evi temizlerken, o yemekleri hazirlarken giden vakitler cok yazik vakitler, o ev "yuvaniz" bile olsa. Zaten haftada 45 saat mesaiden, trafikten, zorunlu islerden kalan o cok degerli vakitleri mumkunse sadece kicinizin keyfine kullanin.



Dun gece aklima geldi, her ay banyoda meme kontrolu yapiyoruz ya, iste aynen onun gibi zaman zaman teyzeligimizi de olcmemiz lazim.

Hani her yil Mart/ Nisan geldi mi hepimizde bir hareketlenme oluyor, allaaah got gobek aldi basini gitti, selulitler yorgan gibi olmus deyip kendimizi misir puskulu caylarina, at kili firclara adiyoruz, banyodan tuvaletten cikamiyor oluyoruz ya, onun gibi yilda bir kere kendimizi teyzelik detoksuna almaliyiz bence hanimlar, sonucta teyzelik de basini kucukken ezmemiz gereken bir hadise.

Ben dun bir baktim, ohoooo almis basimi gitmisim son yillarda. Neler mi olmus, gelin birlikte inceleyelim:

1. Oturma odasi: Arkadaslar, benim bir oturma odam olmus caktirmadan. Hani tam o tasrada evlerde falan olur, misafir geldiginde degil, evde kendi kendineyken oturursun, en fazla cok yakin bir arkadasini orda agirlarsin, iste o oda. Dun aksam kocam salondan tam cikmak uzereyken, bu aksam burda otursak mi, nicedir oturmadik diyince bir farkettim ki, misafir olmayinca oturmuyoruz artik alt katta.

Bu bahsettigim alt katta misafire cikarip kendime cikarmaya kiyamadigim kristaller, gumusler falan yok bu arada, belirteyim. (Henuz mu demeliyim?) Sirada ne var? Evi bucagi pembe duvar kagidiyla kaplayip dantellerimi mi cikaracagim?

Misafir odasi/ oturma odasi ayrilmis vaziyette olan tanidigim (kayinvalidem ve onun kankalari haric) tek insan ben olduguma gore, bu kategoride kendime ekstra puan veriyorum, +50 teyzelik points.

2. Misafir terligi: Evimde uc cift kendi satin aldigim iki cift de annemlerin geldiklerinde biraktigi, toplam bes cift misafir terligi var. Terliklerden bazilari topuklu. I rest my case. +50 teyzelik point, terlikler icin, +20 topuklu terlikler icin.

3. Iclik: Termaldi, iclikti, heattech ozel kislik kiyafetti, hepsini ust uste giyiyor, yine isinamiyorum. +15 teyzelik points. (Burda cok soguk bir iklimde yasadigim icin kendime kiyak gectim farkindaysaniz.)

4. Yun kusak: Burda artik yatacak yerim yok, bildiginiz anam babam isi olmasa da bir tur yun kusagim bile var. +50 teyzelik points.

5. Toplu tasima davranisi: Bir zamanlar bu satirlarin yazari sosyal fobileri olan bir insandi. Eskiden iki kisilik bir koltukta kendi basina yayilmis bir insani gorsem hayatta o insani uyaramaz, ahirda yasiyor essolusu diye sinirlenerek ayakta giderdim otobuste. Simdi, elimde semsiye varsa, semsiyenin ucuyla etrafa yaydiklarini gostererek toparlaniverin diyiveriyorum. Bes seneye ben yasliyim, yer ver kivamina gelecek miyim acaba (Allah korusun)

+30 teyzelik points.

6. Toplumla genel iliskiler: Aynen annem gibi, cenem acildi. Annem 'abla gec kalacak misiniz'diye soran otopark kahyasina butun gunluk planimizi, hayat hikayemizi falan anlatir. Kendimi zaman zaman Kurtulus'ta gezerken annemin kanka oldugunu bilmedigim esnaftan yorumlar alirken bulurum. Sagolsunlar, hosgeldin derler, annen gelecegini soylemisti derler de... ben o insanlari bilmiyorum ki?

Iste ben de annem kadar olmasa da tanimadigim insanlara anlamsiz uzun konusmalar yaparken buluyorum kendimi zaman zaman. Hollanda gibi bir ulkede herhalde dumduz akil hastaligina delalet ediyor bu yaklasim, ben Turkum, bizde boyledir, annem de boyledir demek beyhude.

+60 teyzelik points.

Gordugunuz gibi toplam +275 teyzelik puani ile feci yollara dogru gidiyorum. Bu gidise acilen bir son vermem lazim. Otobuste oturmayi seviyorum, ondan vazgecmeyecegime, - 20 derecede affedersiniz zike zike iclik giyecegime gore tek yapacagim sey oturma odasini baska birseye cevirmek (Ebrusallicilik oynayip Pilates odasi mi yapsam?) ve o misafir terliklerinden acilen kurtulmak.

Ya siz, siz ne kadar teyzesiniz?
* icinizdeki teyzeyi taniyin


“Biz kadınlar maalesef kürk sevdasından vazgeçemiyoruz. Böyle huylarımız var. Evet, üstümdeki kürk gerçek ama bu konunun uzamasını istemiyorum. Ben evde kedi besliyorum. Hayvanseverler beni yanlış anlamasın.”

Iclal, bu isleri benim icin bu kadar kolay hale getirince seninle dalga gecmenin bile zevki kalmiyor, biliyor muydun?

Bundan bir yil evveldi sanirim, olum ve pratik gereklilikleri hakkinda dusunmeye basladim. Ortada bir hastalik oldugundan ya da ruh hastasi oldugumdan degil, sadece kontrol manyagi oldugum icin (bunu da ruh hastaligi sayacak degilsiniz degil mi?). O mes'um an gelip cattiginda elimde bir plan, bir liste olursa sanki daha kolay olacak hersey gibime geldigi icin.

Anneme sordum utanmadan, anne dedim, sen yarin oburgun pat diye gitsen ne ne istedigini biliyoruz, ne de kime basvuracagimizi dedim. Vallahi, isimiz zor. Allah korusun, gecinden versin, kim, nasil karar verir kimin nereye gomulecegine? Bana kalsa (ki elbette herkes gibi ben de en once olmeyi diliyorum icimden, boyle tatsiz bir isle ugrasmamak icin) ben annemi cok mutlu oldugu bir yerde topraga vermek isterim, ama ben bu konudaki tek karar mercii degilim ki? Aynisi (yine allah korusun, allah gecinden versin) kocam icin de gecerli. Simdi pat diye olse, niye ben onu sadece dogdugu icin o kucuk Anadolu kasabasinda gommek zorunda olayim ki? Niye musluman bir cenaze yapilmak zorunda? Hayati boyunca organize hicbir din ile, hicbir iliskisi olmamis insanlarin ne kadar iyi bir 'kul' olduguna dair niye yalanlar atiyor, kotu helvalar yiyoruz?

Hic icim rahat degil bu konuda.Dini bir cenaze de istemiyorum, genizden konusan uyuz bir adamin hakkimda atip tutmasini da istemiyorum. Bir gun eninde sonundaolecegim, niye illa ki bir seromoni yapmak zorundayiz ki? Hic olmamisim gibi davransak, evi bucagi hizla kapatsak, bitse olmuyor mu? Diyelim Hollanda'da daha bir elli sene daha yasadim, (Farkindaysaniz dunyaya kazik cakmaya niyetim var) artik Turkiye'yle bagim falan kalmadi ama bu elli senemi de buraya cok alismadan gecirdim, o zaman burda bosuna yer tutmayacak miyim? Allahin bir kulu mezarimi ziyaret etmiyorsa niye mezarim olsun ki?

...

Bu yazinin buraya kadar kismini 2010 yilinin ekim ayinda yazmis, taslak olarak birakmisim. O zamandan bu zamana olum hakkinda dusunmeye devam ettim. Zaman zaman panikle, zaman zaman sogukkanlikla tam o an olsem/ kocam olse/ aileme bisey olsa ne olacagini dusundum. Dusundum de bos da durmadim.

1. Su an itibariyle olu versiyonum canli versiyonumdan daha cok para ediyor, evi alinca saglam bir hayat sigortasi yaptirmam icap etti cunku. Cenaze sigortasi yaptirmayi bir sure dusundukten sonra cenaze isinden vazgecince ondan da vazgecmis oldum. Umarim arkada borc birakmam. 2. Organlarimin tamamini bagisladigim gibi kalan vucudumu da bilime bagisladim. Yorgan gitti, kavga bitti, oraya mi gomulecegim, burada mi curuyecegim sorunu da kalmadi. Tip ogrencileri umarim tipimle dalga gecmez, aa eni konu sismanmis bu kadin, bacaklar da carpik miymis ne demez diye umuyorum artik. 3. Kocam benden evvel giderse onu yuzuk yapmaya karar verdim. 4. Annem ve Babam beni zerre kadar ciddiye almadiklari gibi kendi planlarini bir yere yazmalari konusundaki telkinlerimi kiclarina sallamadilar. Genisliklerine saglik diyorum. 5. Bir de kendi kendime bir de vasiyet yazip bir mail haline bir kosede tutuyorum, arkamdan acip okusunlar diye. Eskimis penye tisortlerim, sac tokalarim gibi degerli kisisel esyalarimi ablam ve cok yakin arkadasalarim arasinda paylastirirken cok duygusal anlar yasadim, kiymetini onlar bilirler diye.

Elbette biliyorum, hicbisi insani sevdiklerinin kaybina hazirlamiyor. Kronolojik olarak o zamanlar yaklastikca kendimi bunlari dusunurken buluyor olmam salak bir mesguliyet iste. Gerceklige nasil da hazir olmadigimin bir gostergesi daha.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .