eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada



Bilenler bilir, hasta bir cay tuketicisiyim. Omrumce kahve icmesem aramam, cok soguk bir gunde icine icki katilmis kahve disindaki her versiyonu anlamsiz bulurum, yemek uzeri ikram edilen (hele ki tatlandirci ile yapilmis!) kahveyi icmek eziyet gibi gelir ama caysiz gunum gecmez. Babamin "koylu musun evladim, niye cay icip duruyorsun" (bu halk sevgisi genetik bir ozellik demek ki) diye serzenislerine aldirmadan, utanmadan, tatile giderken caydanligimi goturmeyi dusunecek kadar abartarak, kotunun iyisi twinnings poset caylarimi yanimda tasiyarak tatiller gecirdim. Ispanya'da, Portekiz'de ve Yunanistan'da dunya guzeli yerlerde gezinirken keske bir bardak da cay olaydi diye inledim. Isyerinde piknik tupte kendi cayimi demlemenin hayallerini kurup igrenc poset caylara talim ettim. Ama bir gun geldi, Londra'da bu teapig caylari aldik ve anladim ki o siyah cay aliskanligi birakilabilir birseymis. Siyah cay gibi dis boyama, mide yakma sorunlari yok, cok daha fazla kafein iceriyor ve uyandiriyor ve tadi sahane. O gun bu gundur artik gunduzleri hasta yerba mate'ciyim, aksamlari keyfime, hava sicakligina gore rooibos karamel, lemon and ginger veya mao feng green tea. Normal cay ancak pazar gunu veya Ranettin gibi bir misafirim varken demleniyor. Yine sahane ama yesil cay ofiste falan cok daha kullanici dostuymus be. Bu sene neredeyse hic bira icmeyerek ve butun alkolsuz iceceklerimi yesil caya cevirerek iyi bisi yaptigimi dusunuyorum. Ote yandan icki portfoyume viski sour ve vodka jelly'leri de katma gibi bir planim var, onlar da gelince yine yaptigim butun iyi seyleri sifirlamis olacagim galiba.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .