eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Yaklasik bir aydir masaustunde organ bagiscisi olma formlari duruyor. Alt tarafi doldurup, basip gonderecegim. Sonra da oldugumde butun organ ve dokularimi ihtiyaclari olanlara bagislamis olacagim. (kornealarim islem gordugu icin faydasizmis galiba) Bir de vucudumun kalanini bilimsel arastirma yapsinlar diye bagislamak icin baska bir form doldurmam lazim. Bu kadar basit. Zateni insan vucudunun olumden sonra mezarla, sununla bununla yuceltilmesinden de, mezar ziyaretinden de hoslanmiyorum, hem burasi kucucuk bir ulke, her onune gelen gomulurse dag tas mezarlik olacak. Koyum yok, Istanbul'a olumu gonderseler, eh o da cok sacma, burada bari bir ise yararim.

Ben bunlari dusunedurayim Koray dedi ki ben de organlarimi bagislarim ama yine de son olarak olumumden sonra aileme sorulsun isterim, son bir kontrol mekanizmasi icin. Bana cok anlamli gelmese de karar onun karari, saygi duymak lazim.

Biz bunlari dusunurken (ya da daha dogrusu dusunmus ama bir zahmet formlari doldurmamisken) bugunlerde Hollanda -ve hatta butun Avrupa- organ bagisi yarismasi hakkinda konusuyor. Sansasyonel televizyonuculugun babasi, Big Brother'in yaraticisi amcanin yeni fikri: olumcul hasta biri uc tane adaydan birine bobregini verecek, bobregin kime gidecegini seyirciler sms ile belirleyecek.

Evet oha. Evet yuh. Evet Hollandalilar kafayi yemis. Ve evet, insana kendini korkunc hissettiriyor. Yapimcilarin iddasi programin amacina ulastigi, insanlarin organ bagisi konusunu bir daha dusunmelerini sagladiklari. Ben isin icinden cikamadim acikcasi. Ben reality show'larin adam oldurdugu, adamlara bardaga kafa attirdigi, insanlari topluca uyusturup baska birsey konusamaz hale getirdigi bir toplumun evladiyim, aslinda sasirmamam gerekir. Benim geldigim ulkede olumcul hasta olmayan, sadece fakir olan insanlar bobreklerini satiyorlar, bunu burada televizyonda gorunce niye tuhafima gidiyor ki aslinda?

Biz kadinlarin cilesi bitmek bilmez. Evleniriz basimiza bin turlu is acilir. Nufus cuzdani,pasaport, ehliyet, banka cuzdanlari, kredi kartlari degisir. Bosaniriz, hadiiii hepsi tekrar eski ismine donsun diye bir ton gun devlet dairelerinde siralarda bekleriz. Neymis, bir erkegin himayesinden cikip baska bir erkegin himayesine geri donmek icin bu kadar eziyet.

Evlenmeden evvel Koray'la bu soyadi mevzuunu konustuk elbette. Ben Deniz Zinzinzin Vinvingil cinsi soyadlara kategorik olarak sinir oluyorum. Cok uzun oldugu icin, ses uyumu saglamak genelde mumkun olmadigi icin, ama herseyden once ve onemli olarak eski soyadimi da kendim secmedigim icin. O benim degil ki, babamin, onun ailesinin bir tercihi ne de olsa. Sonucta isi uzatmadan, cunku burada iki soyadimini olmasi ilk basta sorun olacakti, bir takim burokratik salakliklar nedeniyle, Koray'in soyadini kullanmaya karar verdim. Yeni nufus cuzdanimi aldigim gun soyadi kismina bir tuhaf baktim, kartin arkasini cevirip yeni 'kutugume' nufusa bagli oldugum yeni yere yadirgayarak baktim. Sonra hizla gecti, yeni soyadimi tereddut etmeden
soylemeye basladim. Allaha sukur bunun da Turkce karakterleri yok icinde, ugrasmiyorum anlasilmasi icin ama eski bes harfli, neredeyse evrensel olan soyadimi pratik nedenlerle ozluyorum zaman zaman.

Hollanda vatandasligina gecerken eski soyadima donebilecegimi (Korayinkiyle birlikte kullanmak zorunda olmadan) ve bu soyadini bir gun cocuk sahibi olursam cocuguma da verebilecegimi ogrendigim gunden beri aklima takildi bu durum. Bir taraftan bes yil adamin soyismini kullandiktan sonra bir daha mi degistireceksin manyak misin diyor, bir taraftan ama eski soyadim da guzeldi, rahatti, hem cocugum olursa o da belki kullanmak ister diyorum. Koray'in bu konuda daha neseli onerileri var: Ikisini de birakip yeni bir soyadi almak gibi, soyle entegrasyona gelir cinsten. Mesela Deniz- Koray van Istanbul olsak ne guzel olur degil mi diyor.

Ben hala nufusumun, kutugumun, bir anlamda soyumun sopumun erkeklere bu kadar bagimli olmasindan rahatsizim. Eski soyadima pek cok kadinin dedigi gibi 'kendi' soyadim diyememem, eski soyadimi bir ozgurluk bayragi gibi adimin yaninda tasimak istememem de bunun yuzunden. Babamin 'alan'indan, mulkiyetinden kocamin mulkiyetine gecmek, sonra bir gun evli olmazsam babamin mulkiyetine geri postalanacagimi bilmek rahatsiz ediyor. Bize tek basimiza bir kutuk emanet edemiyorlar sanirim.

Ben cok kucukken, her ilkokul cocugu gibi Andimizi ezberlemem gerekiyordu. Herkesin annesi babasi oturmus cocuklarinin basina, bi gunde ogretmis. Bir ben kalmisim sap gibi, cocuklarina odevlerinde assla yardim etmeyen prensipli annem yuzunden. Sonradan bu prensibin sebebinin annemin olmayan matematik bilgisini cocugunun gozleri onune serip karizmayi cizdirmeme cabasi oldugunu farkedecektim ama bu olay daha evvel bir zamanlar, daha okulun ilk gunlerinde oldu. Hemen o aksam gittim annemin yanina, bana da ezberlet dedim. O vakit annemin icine darbe saksakcikligi kacmamisti, meydanlara Atamizi anmak icin degil 'Flort fahiseliktir' diyen sahane bakanimizi kinamak icin, mor igneler esliginde gidiyordu. Yani her eski solcu gibi yeni feministti. Nomal bir anne gibi hadi bakalim Turkum, Dogruyum, Caliskanim, tekrarla diyecegine ay, boyle fasist biseyi hala cocuklara ogrettiklerine inanamiyorum, git bakalim yarin ogretmenine, ogretmenim ben kucuk bir cocugum, niye varligimi Turk varligina armagan etmem gerekiyormus ki diye sor dedi.

Kucuktum ama salak degildim. Elbette ki gidip bu sivri zeka laflari ogretmenime tekrarlamadim. Andimizi da kendi kendime ezberledim.

Tam o zamanlar ablam yeni biseyler dinliyordu, gurultulu ama Turkce biseyler. Komik sesli bir adam PTTnin onunde Taksim'de diyordu. Aynen sarkidaki gibi ablam da cumartesi aksamustleri bazen beni pesine takip uzun sacli arkadaslariyla bulusuyordu. Adam baska komik seyler diyordu ayititi diyordu, ben salonda barbilerimle oynarken, sahaplorenz diyordu, uctu uctu diyordu. Acil Demokrasi diye bir sey vardi ki, icindeki ateistler yesillerin ne oldugunu biliyordum ama (evet, 7 yas icin epey bilgili bir cocuktum) 141- 142 nin ne oldugunu sanirim babama sorarak ogrenmistim. Butun sarkilari bastan sona, sondan basa, done done bin kere kadar dinledikten sonra ablam galiba sikildi onlardan, bitti o donem. Binlerce yil hic Bulutsuzluk Ozlemi dinlemedim. Ergenligimde Turkce rock dinlemek kadar uncool bisi yapamazdim zira, yakismazdi. Turkce rock ancak universiteye Istanbul'a gelmis tasrali, siyah sacli, siyah tisortlu, heyecanli sesli, 'etkinlik takip eden' (biz Istanbullular useniriz, olmadi yine gelirler ne var ki deriz. Tasradan gelip kultur sanat sekil ortamlarina ac olmanin ne demek oldugunu cok sonra, Enschede'de ogrendim ben) insanlarin dinledigi biseydi.

Evvelki sene Koray'la aklimiza geldi, Nejat Gevisoglullarinin'in korkunc sesine, zorlama sozlere, acik acik araklanmis sarkilara ragmen arada Umutsuzluk Gozlemi dinlersek olmeyecegimizi farkettik. Hemen o aksam epey bir ozlem duygusuyla dinledik, pek hosumuza gitti. Ben cocuklugumu hatirladim, o universite zamanini. O bana 'kalktim bi de ben cirtlattim'in nasil sansurlendigini anlatti, ben ona Beynim Zonkluyor calarken ablama yapitigim salak danslari anlattim.

Simdi evde bazen dinliyorum yine. Necat Gevisoglu'nu Caglayan'da mitingde sarki soylerken hiic gormememis gibi yapiyorum. Bazen y.o.k yani yok, bazen acil demokrasi, uzerine az bisi lagara lugara, illa ki Guney'e giderken, illa ki Yalniz Kalma. Sozleri cook eskiden beri ezberimde zaten.

Hadi simdi yine gelsin: Celiskiler keskinlessin diye, boyle mi gececek omrum?

Ben bugun kostum. Once yavas yavas, sonra bir onbes saniye arkamdan canavarlar kovaliyorlarmis gibi. Sonra yine yavas, sonra yine canavar kovaliyor mode on...Insanlarin olmadigi biryerde yapmakta fayda var.


Ben bugun firin temizledim. Yag sokucu sprey denilen biseyle. Sozde ovalamaya gerek yokmus, ovalamadan temizlik mi olur, giristim elbette. Sirada ocagin kenarindaki dugmeler, fayanslarin aralari, duvardaki kalorifer borularinin aralari, elektrik dugmelerinin uzerindeki o ince alan falan var.

Bi yururken bi temizlerken dusunuyorum da ben en rahat, sebebi budur bugunku luzumsuz islerin.

Butun bunlari yaparken en cok da cok kotu seyler'i dinledim, baslik ona binaen.

Ayrilik acisi boktandir. Bazen insani icindeki salakla tanistirir. Kendinizi upuzzuun saclarinizi kuafore teslim etmis tuhaf kirmizi roflelerle taniyamazken, sessiz telefonlar acip beklerken, kapisinin onunden luzumsuzca gecerken (evet, sehrin obur yakasinda 'tam da' o anda coook muhim bir isiniz cikmistir cunku, ne var) o sinir oluyor diye yapmadiklarinizi yapmaya baslarken, en iyi arkadasiyla kiristirirken, onun olacagini bildiginiz yerlerde arkadaslarinizla coook eglenirken, cok icerken, cok gulerken bulur, taniyamazsiniz. Tuhaf bir deliliktir, sonra gecer.

Bazen ayrilik acisi sinsidir. Eski sevgilinin e postalari didiklenir, eski sevgili internet uzerinden taciz edilir, hatta eski sevgilinin yeni sevgilisi bile isin icine karisir. Internet uzerinden ucuncu sahislara ben artik bosum ve allahim ne kadar da mutluyum havadisleri verilir.

Bazen, ki en fenasi, ayrilik acisi sirrettir. Eski defterler dokulur, en olmayacak sekilde en mahrem ortalara sacilir. Bunu internet uzerinden yapmak cok kolay oldugu icin bir anda patronunuzdan sirketin muhasebecisinin kiz arkadasinin arkadasina kadar herkes eski iliskinizin en ince detaylarini biliyor olur. Bunu blog acip yapan adiler oldugu gibi, sozlukte mahlasin altina 'bugunlerde kamyonculara vurduran eski sevdicek' gibi harika yaratici entrylerle de beyan eden katli vacipler olur. Bu tiplerden kurtulduguna sevinip kalan gururu bari oyle kurtarmak yapilabilecek tek seydir bence.

Sirret ask acilarina -belki de boyle iggrenc birseye ask acisi demek de ayip, kuyruk acilarina demek daha dogru olacak- nadide biri eklenmis gecen gunlerde. Donna'm gostermese goremeyecektim. Hanimefendi oylesine buyuk bir sahsiyetmis ki eski kocayi onun sayesinde adam sanmisiz.

Ne demistik, kizi varostan alsan da varosu kizdan alamiyorsun. O kendi kendine var oldugunu sandigi cilayi az kaziyorsun, altindan kabak gibi ciglik, buram buram varos cikiyor. Tamm da memleketimin sevdigi turden. Tamm da Hurriyet'in uzerine atlayacagi gibi. Mustehaksiniz, mustehaklar.

Allah kimseyi boyle dusurmesin. Amin.

Annemle ablam pazar aksami aradilar, haberleri yeni izlemisler, aglamislar mitingi gorunce. Ordan nasil gorunuyor peki diye sordular, acikca soyledim: Korkutucu, tatsiz. O aksam butun haberleri iyice dinledim, dun elime gecen her gazeteyi uzun uzun okudum, yine degismedi hissim. Tatsiz gorunuyor. Dunyanin bu kismi ellerinde bayraklar, nufusun bir kismini acik acik dislayarak marslar soyleyen topluluklardan korkmayi unutmadigindandir belki, olay buranin medyasinda bir kutuplasma, bir uzaklasma hikayesi olarak anlatiliyor, daha sadece bir gun evvel ayni yerde patlayan bombayi da ekleyerek.

Ohoo, artik gavur olmussun sen, burda olsan sen de oralardaydin diyorlar, anlatamiyorum. 'O' kisi ben degilim. Kimsenin kanalturkleyicisi degilim, kalabaliktan tiksinirim. Basimin acikligindan dolayi bana 'ama' sen modernsin diyen Avrupaliya ne denli uyuz oluyorsam, ayni muameleyi bana Turkiye'de yapan, belirli bir cevrenin mahsuluyum diye elimde bayraklarla, askili tisortlerimle* meydanlara dolusup Atam Atam baak nasi korkuttuk onlari diye histeri krizi gecirmemi bekleyen insanlara ayni derecede uyuzum. Aklimi henuz darbeci pasalarin ellerine kapanip bizi kurtarin diyecek kadar, bu igrenc secim sistemiyle kendine bir sekilde 'sol' parti diyen adamlara, aman otekiler iktidara gelmesin diye, ya da elin hirsiz ugursuzuna ay meclise girse ne komik olur diye oy verecek kadar kaybetmedim. Allah o gunleri gostermesin.

* Askili tisort deyip de gecmemek lazim, lutfen, bu bir kiyafet degil, bir sembol. Pazar gunu Radikal'in kadrolu gunah kecisi-sinir sahsiyeti Nur Cintay mitingden bekledigi kilik kiyafeti yazmis, mizah anlayisi enginlere sigmayan hiyarlar bugun cevap vermis. Dun Spits aynen bu minvalde bir yazi yayinladi halbuki. Mitingde olan bitenden cok kizlarin terliklerinden sortlarindan, askili tisortlerinden sari saclarindan aman aman nasil da bira ictiklerinden bahsetmisler elbette.

Anneler gununde ne alinir? Anneme sekiz yasindayken alti tane pasabahce marka cam tabak almisligim var, (hala duruyor, bazen pazar kahvaltilarini yapiyoruz o tabaklarla) cesit cesit fincan, koleksiyonu icin porselen kutu, kitap, esarp, parfum, cicek...Ellerimle pasta yapmisligim da var. Hediye konusunda yaratici olmayan, normal bir insanim iste.

Dun sabah trende gazete okurkan ogrendim ki, Hollanda'nin en yaygin internet alisveris sitesi kijkshop.nl anneler gunu icin ozel brosurler bastirmis, anneler gunu ozel indiriminin icinde vibratorler de varmis. Insanlar yuh demisler, baska bir hediye yok da vibrator mu alacagiz annelerimize cik cik cik dunyanin civisi cikti demisler internet forumlarinda.

Yukaridaki 'sey' den bir zarar gelecegini dusunmuyorum sahsen. Listedeki digerlerini bilemem. Hayatimda boyle komik bisi gormedim. Saka niyetine aliyorlardir annelerine bu ninja tortil kilikli seyi alanlar sanirim. Fakat annem, dunyanin en eglenceli ve sakaci insanlari listesinin basinda gelmiyor, biz 'annenin kukusu olmaz, anneyle saka yapilmaz, tas olursun ailelerindeniz.

durdan, yapmadan anlamayan insanliktan nasibini almamis birine ancak çüş denir.

çüüüşşş ulan! istanbul orasi, milyonlarca insan yasiyor çüüüşşş!


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .