eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Blogumu yillardir -hala- duzenli okuyan alti kisi bilir ki dunyada ozel uyuzum olan iki kadin vardir: (belirli bir sira belirtmeden) Sertab Erener ve Iclal Aydin. Her ikisinin hayatini yakindan takip eder, roportajlarini inceler, gerek blog postlariyla, gerek arkadaslarima gonderdigim mailler ile agzimdan kopukler cikana kadar cemkiririm. Ama onlar da sagolsun, beni hic malzemesiz birakmiyorlar. Bakin, Iclal Aydin yine sahane bir roportaj vermis bu haftasonunda: http://www.sabah.com.tr/Cumartesi/2012/12/08/hayatimdan-cok-insan-eledim Kimse yogurdum eksi demez elbette ama onun bu hali artik sanri'ya variyor. Mainstream televiyonda her denemesi catir catir sulara gomulmus Iclal bu sahane basarisizligini gecmisine bok atarak mi temizliyor ne? Neymis " Yani Yıldız Tilbe'yle karşılıklı göbek atıp, arkasından soğan kavurmak yerine, bana uyan bir TV programı yapmak daha mutlu ediyor beni."mis. Hay kicim. O erisemedigin cigerler gotursun seni, yarin isteseler nasil kosa kosa Seda Sayan'in karsisinda "Halkimla bulusmayi cok ozledim" diyerekten cikacaksin belli degil. Iclal eliniattiginikurutan Aydin hanim. Peki ya ozel hayatiyla ilgili aciklamalari? Yillardir dedigim gibi Iclal Aydin, her birlikte olduguyla illa evlenmesi gerektigini dusunen oz varos Turk kadininin magazinimize en korkunc yansimalarindan biridir. Nihayetinde bugun bir Seda Sayan bile evlenmekten vazgecti, bu gecemedi. Yillardir, ipsiz sapsiz adamlarla it kak yaptigi, once goklere cikarip sonra itin gotune soktugu butun evlilikleri de 'bir evlilik savascisiyim' diyerek temize cekmek yine bir sanri olmali. Ay cok acikli ve cok eglenceli. Artik ben onun bu patternine alistim, kendisi hala saskinlari oynuyor ya, ne diyeyim.

Bu sabah isyerinde faturalarla ilgilenir,aylik raporlarimin sonuncusunu hazirlarken, bir yandan kocamin dogumgunune pisirecegim ayemekleri dusunurken birisi cagirdi, fabrika kismina kosa kosa gittim, bir kan golcugunun yaninda oturan ve burnu kanamaya devam eden bir calisana baktim, ilkyardimdan sonra kanlari hemen sildim. Yerime geri dondum, kaza raporu uzerinde calistim, butun gun kah calistim, kah zevzeklik ettim, gun bitti. Daha uc ay evvel ya o sopa adamin basina isabet etseydi, ne yapardim diye dusunup butun gun altima etmis gibi dolasmis oldugumu, kac gece kabusla uyandigimi dusunursen epey sogukkanli bir davranis. Eve gelip yuzume baktigimda farkettim cok sogukkanli halimi: yuzumde en azindan on bes tane sivilce cikmis o saatten beri. Allaha sukur. Allaha sukur is kazasini umursamayacak kadar okuzlesmemisim henuz. Simdi bir kertenkele kadar cekici cildimle oturup dusunuyorum, bu eziyete deger mi diye. Gunler boyu uzun uzun yazilar oku, toplantilarda curu, saatlerce egitim hazirla, insanlari egitmeye calisirken bir takim sivrizekalilar seni mustehzi ifadeleri ile dinlesin. Gunlerce polislik et, sanki o kurallari senin canin istiyormus da koymussun gibi davranislarla karsilas, ve kimse seni kicina sallamasin, yine kafalarina gore davranip baslarina is alsinlar, sonunda yine sen uyuyama. Kopek dolastiriciligi hic bu kadar cazip gelmemisti.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .