eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


buz



Hava cok soguk bugun. Gordugum hersey buzla kapli.


Ama ordekler iyiler.





Korkacak bisi yok, gotume donmedim. Uzun sacli normal deniz halimden kisa sacli normal deniz halime dondum sadece. Kirk dakika sira bekledim, bes dakikada saclarim gitti. Kiz sacima girismeden evvel emin misin ama diye sordu bir daha. Sacimi kurutsunlar diye - fon falan degil yani- bir ekstra yuro odedim. Sacimin kurumasi bir dakika surdu. Giderken yerdeki yigina yuh diyerek ciktim.

Dun tuhaf hissettim ama kendimi, kanepeye, yataga uzanirkan aliskanligim oldugu uzere sacimi ensemden cekmem, yastiga yerlestirmem falan gerekmedi, hafifledim. Cok hosuma gitti.

Yeni sacima yakisacak bir hediyeyi ise gorumcem (kendisine gorumcem dedigimde sinir olan gorumcem) gondermis. Cok sirin bir kazagim oldu, Korayin da yeni bir sweat shirti. Birbirimize cicilerimizi giyip gosterdik, sevindik. Komik bir andi.

Bir de arama sonucu bloguma dusenler en cok 'aci badem sutu' nu arayarak geliyorlar, onlara bir kiyagim dokunsun: evet, super bisi aci badem sutu. Goz makyaji cikartmak icin yani. Kullanin, cekinmeyin.

Gocmen olmakla gecici olmanin bir farki da bu galiba. Bu sabah bir suru blog arkadaslarimin bugunlerde bir heyecan bavullari hazirlayip, noel'i, bayrami firsat bilip yurt sathina donuslerini okuyunca aklima geldi. Artik Turkiye'ye gitmeye useniyorum ben. Hayvan degilim, annemi ablami da cok ozledim ama useniyorum. Bu herseyin fiyatinin bes katina ciktigi mevsimde, gul gibi sicak evimi, son tembellik sanslarimi birakip alt tarafi bir hafta icin ordan oraya savrulmayi gozum yemiyor. Yine hayatin yollarda gececek, butun aile farkli sehirlere, semtlere dagildigi icin, on bes ayri insan grubu onlar icin uygun diye senin tek cumartesinde gorusmek isteyecek, hem istedigin kimseyle gorusemeyip hem de hic bir yapmak istedigin seye yetisemeden salak gibi ortada dolasacaksin. Butun bunlara asiri alkol yuklemesinden mutevellit aksamdankalmalik, asiri yemek yemekten mutevellit tokluk sitmasi eslik edecek. Ne kimseye doyabileceksin, bir de ustune aaa bana da gelmediniz, onlara da ugramamisiniz diye laf isiteceksin. Sanki ben Turkiye'deyken bu kadar gorusuyorduk, sanki siz habire gorusuyordunuz ya... Alt tarafi alti gun sonra da geri doneceksin. Valla zor bu is yonca, almayayim.

Istanbul'u artik Istanbulumm diyecek kadar askla sevmedigim icin, gozumde trafikti, pislikti, iyice buyudugu icindir belki de bu hislerim. Yemek icmek desen, nerdeyse herseyi de buluyorum artik, kalmadi aman da simit (ki yapilir, nedir yani?) , aman da raki dertlerimiz cok sukur.

Bu elbette geldigim ilk gun heyecandan uyuyamadigim, Kurtulus'ta ana caddede soyle bir yuruyunce icimin nese dolmadigi anlamina gelmiyor. Ama iste, sehrin kendisiyle degil artik derdim, ailemi gormenin sevinciyle gitmek istiyorum ben. Eindhoven'i cok mu sevdim, cok mu baglandim? Yok oyle bisi, bu saatten sonra Eindhoven ya da Patagonya farketmeyecekmis gibi hissediyorum kendimi. Is ki annemler istediklerinde gelsinler, arkadaslarimiz olsun. Gerisi hikaye.

Yine de en iyisi soyle habire haftasonu gidip gidip gelebilecek bir duzene sahip olmak olurdu galiba. Soyle ayda bir bir haftasonunu orda gecirsen, hem herkesi gorur, hem de baska tatillerde dunyada baska yerlere de gidebilirdin. Bu bizim 'almanci' halinin en canimi sikan yani da bu zaten. Tatile ayiracak belirli bir zamaninin ve butcen varsa oncelik aile ziyaretinde oluyor, her tatilde illa ki Turkiye, illla ki aile nerdeyse orasi. Iyi hos da, o kadar cok gormek istedigim yer var ki. Ahh ah, belki o da olur, bir gun.

Hulya Avsar hayati takipcilerinden degilim sanirdim. Magazin meraki sinir tanimayan (kac kisiye annesi ayda bir haftasonu, samdan, gala gonderiyordur ki?) bir insan olsam da Hulya Avsar'a karsi tavrim bellidir: Mumkun oldugu kadar o bu dunyada yokmus gibi davranirim. Kendi ruh sagligim icin buna ihtiyacim var. Ve evet,bunu vaktiyle 'televizyon sozkonusu oldugu zaman benim icin alt limit yoktur, ne kadar pespaye, o kadar iyi' diyen biri soyluyor.

Ama bugun onu oyle bir haliyle gordum ki, yazmak kacinilmaz oldu: Saclari yanmis kendisinin. Kuafor kurbani olmus ya da. Ve ozguveni daglari asan, cehaletinin cesareti her zaman gozlerimi yasartmis avsarkizi buyurmus: (allahim, bana avsarkizi lafini da bir cumlede kullandirdin ya, duacinim) "Bu her bayanın başına gelebilir. Kesinlikle dert etmiyorum. Böyle de güzel olduğumun farkındayım”

"Bayan" kadar girsin sana sayin Avsar, ama konumuz bu degil. Konumuz bu yaklasim. Ne yaparsam yapayim harika gorunurum tavri. Ey kadinlar, hepimiz bu durumdan ders cikarmaliyiz. Sacimiz - allah vermeye- kemoterapi goruyormus gibi kirpik kirpik olsa da, gotumuz buyuyup daglari assa da, kesinlikle yakismayan giysilerle fink atsak da, neymiis, icimizden tekrar edecekmisiz: ben guzelim, ben en guzelim, ennn guzelim.

Yarin sacimi kestirecegim ben. Sacim konusunda cok muhafazakarimdir. Allahin bana verdigi sekliyle birakmayi severim sacimi. Renkti, modeldi, suydu, buydu gelemem. Hem Hollanda'da kuafor anasinin nikahi oldugu icin, hem de adamlara hic guvenmedigim icin, hem de saclarimin oooyle uzayip gidebilecek kadar normal olmasina guvendigim icin bu kadar yildir bir kere bile kuafore gitmedim ben bu ulkede. Ama artik kacinilmaz oldu, saclarim belime geldi, bu halimle her gun ise falan gidemem. Ya boka cevirirlerse saclarimi? Ya simdi yercekimi+ agirlik marifetiyle duz gibi gorunen ama aslinda dalgali olan saclarim kesilip hafifleyince tekrar kivrilip yanlara dogru uzamaya baslarsa? Ya yanlara uzayan nimbus modeli saclarimla olusturdugum hic -de- presentable olmayan goruntumle isyerimde yukselemezsem? Gerginim.

Hulya Avsar'dan feyz almaya kararliyim. Olur da gotume donersem, yooo ben boyle de sahaneyim demeye hazirim. Alt tarafi kestirecegim yirmi- yirmi bes santim, bir yil sonra eski hallerine donerler saclarim, en kotu ihtimalle.

Simdi, yarina kadar tekrar ediyorum: ben guzelim,ben guzelim, ben enn guzelim, ben guzelim. Amin.


Bileydim boyle olacagini, insan kaymaklari yazimi cook daha evvel yazardim. Guzel allahim sesimi duydu galiba, cuma sabahi cok eglenceli gecen bir gorusmenin sonunda bana cat diye is teklif ettiler. Aklim bir yandan su gibi'deydi, yavrum gelirken bana da sans getirdi.Diger hamile arkadaslarim da boyle bir sekil yaparlarsa insallah, biri dogururken ev satin alip, ne bileyim bir sonrakinin dogumuna da buyuk ikramiyeyi tuttururum belki, kim bilir?
Dun aksam imzayi attim. Allah izin verirse ocagin 7sinden itibaren calismaya basliyorum.
Iyi peki, ne is yapacaksin bari onu da soyle diyorsunuzdur belki, onu da acikliga kavusturayim. Allah cok sakacidir programininin bir parcasi olarak insan kaynaklari isi yapacagim efendim.
Insallah mahcup olmam, insallah cok basarili olurum, insallah o bahsettigim ablalardan olmam, insallah cok mutlu olurum. Cok bekledim, saha uygun, kosullar musait, lutfen yani.


konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .