eindhoven havadisleri

neler yapiyorum burada


Seksenlerin ortalarindan doksanlarin ortalarina kadar cekim yapacak daha uygun bir yer ya yoktu ya da Koc ailesine o para guzel geliyordu, donemin Turk filmlerinin ofis sahnelerinin hatiri sayilir bir kismini babamin ofisinde cekilmis.

Cok kahverengili bir resepsiyondan gecilir, asansorle en ust kata cikilirdi. Kocaman cam bir kapinin kilidi acilir (babam eskiden bazi cumartesi aksamustleri ise giderdi, beni de yaninda gotururdu) bombos etrafta bir tur atilir sonra babamin odasina girilirdi.


Istanbul butun cocuklugumda gipgri cirkin ve kirli bir yerdi de sonradan guzellesti sanki, o zamanlarin her hatirladigimda aklima renklerden gri, kokulardan komur kokusu ve sigara dumani geliyor, soyle geniz yakan cinsinden. His olarak da mide bulantisi, sigara dumaninin iyice kudurttugu araba tutmasindan olusan.



Babamin odasindan da istisnasiz olarak gri, cirkin bir Istanbul gorunur, lambrili, koyu renk mobilyali odayi o buyuk pencerelere ragmen karanlik yapardi bir sekilde. Babamin onlarca obek kagidi yere serip aralarindan ihtiyaci olanlari cekip okudugu kaotik bir calisma sekli vardi, bilgisayar oncesi zamanlar tabii. Ben kagitlarin ve diger calisma seylerinin oldugu kisimla degil 'misafir agirlanan' kismiyla ilgilenirdim odanin.

Bir duvar boyunca uzanan kocaman bir vitrinin icinde kupalar (sirketlerarasi masa tenisi yarismasi kupalarindan kim bilir nelere kadar) plaketler, cercevelenmis fotograflar, hani minik hali tezgahi ile birlikte sergilenen ad soyad falan yazili halilar (Allahim nasil bir zeka, nasil bir hastalili ruh urunudur bunlar) o zamanlar babam habire Rusya'ya gittigi icin cesitli cap ve ebatta matruskalar (hepsi findik kokardi) ve muhtemelen babamin denizcilige merakini bilen karadenizli bir bayiden hediye gelen, bordo mavi bayraklarla suslenmis, uzerinde 'babamin ismi kaptan' yazan bir tekne maketi. Hepsine tek tek bakardim, bu kadar tuhaf hediyeleri kabul eden, bu kadar tuhaf insanlari taniyan, bu kadar garip plaketleri olan babamin ne kadar eglenceli bir isi oldugunu dusunurdum. Butun gun telefonda konusan anneme gore cok daha cekici gorunuyordu yaptiklari kanimca.

Vitrinin onunde birkac tane koltuk, aralarinda da bir sehpa vardi. Sehpanin uzerinde de o zaman icin benim aklimin hayalimin almadigi bir sekilde calisan 'sigara makinasi'. Sigara makinasi silindir seklinde metal bir kutuydu, dugmesine basinca yayli bir mekanizma doyynk diye bir sigara uzatirdi size. Bu makinanin kardesi bir de son teknoloji kul tablasi vardi, kulleri icin ustte bir bolum, izmaritler icin altta bir bolum olan. Bu iki makina da evleni misafir olalarinda asla kullanilmayan kristal kullukler gibi (bilmiyorum, kalmis midir hala) asla kullanilmazdi, haliyle ben oradayken yaraticiligima gore barbie asansoru, barbie uzay araci gibi islevler ustlenirdi.

Canim iyice sikilirsa babam hadi git, iceride biraz uyu derdi, icerde insanlar oglenleyin azicik sekerleme yapsin, daha verimli calisirlar mantigi ile hazir bulunan yataga yatar, sirketin dergisini okurdum, babamin isi bitsin de gidelim diye beklerdim.

Bugun yine bir filmde gorunce odayi dusunmeden duramadim, benim bu isleri yaptigim zamanda alelade, bodrum katinda formika masali, metalden tabaklari olan Namli artik guzel gorunumlu bir yer olduysa, kopek gezdirip kudurmaya ciktigimiz yerlerde simdi Maydrom yukseliyorsa, eskiden rc kola icip sirk izledigim yerde essek kadar Akmerkez varsa o oda ne olmustur diye. Sirkete mail atip sorsam mi bilemedim, internetten de yeterince bilgi bulunmuyor tabii.

yorumlar

  1. # Blogger e-mekli

    şirket halen işlevini Tofaşın genel müdürlük katı olarak devam ettiriyor.içinin halini hiç bilmiyorum  

sen de yorum yaz

konuşanlar

dinliyoruz


XML

Powered by Blogger



© 2007 eindhoven havadisleri | Blogger Templates .