Bazen donup de kendime baktigimda, yaptiklarima, secimlerime, yollarima, kendime inanamiyorum. Bir kitapta olsaydim, ya da bir filmde, 'ben' karakterine gerizekali derdim. Ne sanmistin dunyayi, kendini ne sanmistin, ya da onu? Butun dunya bir yone giderken sen ayri mi kalacaktin, o dalga seni de vurmayacak mi saniyordun? Hic mi duymadin sana aci aci kendini anlatan kadinlar ordusunu, bu da bir havadir, gecer gider kizim, sonra sapi kalir dediklerini? Eloglu lafini hic duymadin mi peki? Nedir yani alt tarafi hukukunuz kac sene, hic mi dusunmedin?
Duymadim, gormedim, bilmedim, inanmak istemedim, dusunmelere hiic gelemedim once. Artik bana dusunmek iyi degil. Bu saatten sonra dusunmek olmaz.
Sonralari da (ve belki de hala), ay dedim, hayattir bu, dongudur, iyi gunun de olur, kotu gunun de, bir gun okuzluk edersin, ertesi gun supersindir. Berjerlerinde oyle sebze gibi oturur, yayildikca yayilir, arada bir yalniz olsan nasil olacagini dusunur, ise gider, para kazanir, takside girersin, hayat gecer. Gecmis guzel zamanin hatirlatan cercevelerle dolu salonunda yan yana oturup hic konusmadan yemekler yer, hic konusmadan gunler gecirirsin. Hayatini onun icin degistirir, ne deve ne kus tuhaf birsey haline getirir, secimlerini o asla kimseyi mutlu etmeyen orta yolu kerteriz alarak yapar, ne isin oldugunu hic anlamadigin bir yerde, bir semtte mesela, bir iste, bir sehirde, hatta bir ulkede hic hayaline bile gelmeyen bir hayati yasarken bulursun kendini.
Allahtan gecer. Allah oldugu icin gecer. Kendini ise verince, yemege verince, duaya verince, alisveris yapinca, uykuya verince gecer. Bazi insanlar tam da bunun yuzunden cocuk yaparlar, sanirim onlarinki yorgunluktan kendilerini bilmedikleri icin gecer.
Allahtan problemin bende ya da onda ya da bizde olmadigini biliyorum. Hayattir bu, herkesin basina gelir. Deniz degil de Fatma olsam, o da Mahmut olsaydi, yine ayni seyleri yasayacaktim. Onun yerine bir Ahmetle, bir Hasanla evli olsam, yine olacakti. Hayattir bu. Yarin obur gun unuturum. Belim kalinlasir, sacim beyazlar. Zaten guler yuzlu degilim, daha da olmam. Dunyadaki milyonlarca mutsuz bile olamayacak kadar sikkin, mesgul, dusunemeyecek kadar korkak, degisemeyecek kadar tirsik kadindan biri olurum. Parmagimdaki sari halkami dondure dondure ic cekerim. Unuturum.
Demistim, biz de sanki simdi herkes gibiyiz diye. Bir Lig Tv 'miz eksik. Onun disinda her mutsuz Turk cifti gibiyiz.
Duymadim, gormedim, bilmedim, inanmak istemedim, dusunmelere hiic gelemedim once. Artik bana dusunmek iyi degil. Bu saatten sonra dusunmek olmaz.
Sonralari da (ve belki de hala), ay dedim, hayattir bu, dongudur, iyi gunun de olur, kotu gunun de, bir gun okuzluk edersin, ertesi gun supersindir. Berjerlerinde oyle sebze gibi oturur, yayildikca yayilir, arada bir yalniz olsan nasil olacagini dusunur, ise gider, para kazanir, takside girersin, hayat gecer. Gecmis guzel zamanin hatirlatan cercevelerle dolu salonunda yan yana oturup hic konusmadan yemekler yer, hic konusmadan gunler gecirirsin. Hayatini onun icin degistirir, ne deve ne kus tuhaf birsey haline getirir, secimlerini o asla kimseyi mutlu etmeyen orta yolu kerteriz alarak yapar, ne isin oldugunu hic anlamadigin bir yerde, bir semtte mesela, bir iste, bir sehirde, hatta bir ulkede hic hayaline bile gelmeyen bir hayati yasarken bulursun kendini.
Allahtan gecer. Allah oldugu icin gecer. Kendini ise verince, yemege verince, duaya verince, alisveris yapinca, uykuya verince gecer. Bazi insanlar tam da bunun yuzunden cocuk yaparlar, sanirim onlarinki yorgunluktan kendilerini bilmedikleri icin gecer.
Allahtan problemin bende ya da onda ya da bizde olmadigini biliyorum. Hayattir bu, herkesin basina gelir. Deniz degil de Fatma olsam, o da Mahmut olsaydi, yine ayni seyleri yasayacaktim. Onun yerine bir Ahmetle, bir Hasanla evli olsam, yine olacakti. Hayattir bu. Yarin obur gun unuturum. Belim kalinlasir, sacim beyazlar. Zaten guler yuzlu degilim, daha da olmam. Dunyadaki milyonlarca mutsuz bile olamayacak kadar sikkin, mesgul, dusunemeyecek kadar korkak, degisemeyecek kadar tirsik kadindan biri olurum. Parmagimdaki sari halkami dondure dondure ic cekerim. Unuturum.
Demistim, biz de sanki simdi herkes gibiyiz diye. Bir Lig Tv 'miz eksik. Onun disinda her mutsuz Turk cifti gibiyiz.
Yorumlar
yazini okurken senin o anki duygularina benzer duygular icinde oldugum hissine kapildim,bende hayatimi esim icin hic tahayyul bile edemeyecegim bir sekilde degistirdim,onun icin kitalar otesine yerlestim,doktorami biraktim,issiz gucsuz evde kendini yemege veren bir kadin haline geldim,ama inatla cocuk yapmaktan kacindim,3 sene oldu evleneli.artik acaba bir cocuk yapsam daha mi kolay gecer hayat kivamina geldigimi hissetmeye basladim:)mutlu muyum mutsuz muyum bilmiyorum,mutlu hissetmedigime gore mutsuzum herhalde diyorum kendi kendime.cogu gunum 1 kere geliyorsun hayata keyfini sur diye kendi kendime soylenip bir turlu keyif suremeyerek geciyor.allah sonumu hayir etsin.kadin olmak fedakar olmayi gerektiriyor galiba...
Umarim her sey yolundadir gibi yavan bir sey yazip gideyim en iyisi.
ya, şimdi ben hiç bir şey söylememiş oldum sonuç olarak. herkesin aynı durumda olması ve evliliğin kendisinin herkese benzer sıkıntıları yaşatma ihtimali olduğunu ve eğer ot değilsen ya da "idare" etme konusunda müthiş bir becerin yoksa canının sıkılabileceği dışında.
belki de insanın zamanla yaşlandığını ve eski senin ve eski senin kurduğu ilişki biçiminin de değişmesi gerektiğini düşünmek gerek. yani canım zamana ayarlı yeni bir format atmak gerekiyordur belki de en kestirmeden.
ben, çoğu ilişkinin bitmesi gerektiğini düşünürüm, doğrudan da derim ama, sizinkinin bitmemesi gerektiğini düşünüyorum. çünkü hayatta da ilişki kurmaktan hoşlanılacak çok adam yok. sizi çok tanımıyorum ama, işte, az olan bir tanesi de sevgilin, eh ilişki özürlüleşmeye başlamış olabilir şu ara ama bence bunaltmadan kendini bir süre kolayından al. düşünme üstünde meselenin.
yazarken, ulan dedim, sınırı da aştıkça aşıyorum. aşıyorum ama çok uzaktan benim gibi birinin değerlendirmesi bu neticede.
kendinize iyi bakın.
sevgiler.
uzaktan
Bu sIkIntI ve tekduzelik hali birliktelikten daha cok hayatin kendisiyle ilgili bence. Bir de hayat insanlari bir yerlere dogru ittirip yuvarladigindan naaptiginin farkina varmadan yasar hale gelebiliyor insan (evet ben, sen, o). O durumlarda iste oyle sus pus oturuyosun karsilikli.
Bir de EndiseliPeri'ye katiliyorum, iliskiler basli basina zor seyler. Yillar boyu en cok birbirmizi yoruyoruz en yakinimiz, yakindan da otemiz olarak.
Arada silkelenmek gerekiyor. Once kendini silkele, sonra Koray'i, sonra o da aynindan yapsin bi. Ise yararsa bana da soyle;)
EndişeliPeri'ye katılmak isterdim de, başkaları ne derse desin, kişi bu sorgulama sürecine bir girdi mi devamı gelir; bu devam da o kişinin kişiliğine ve gücüne bağlıdır diyebiliyorum maalesef. Her seçim, bir rahatlamayla birlikte, içinde zorlukları ve sıkıntıları da barındırıyor, bunu hep hatırlat kendine.
Umarım içinden çıkabilirsin.
şimal
Diğer taraftan, insan çoğu zaman eskiden keyif aldığı şeylerin keyif verici olduğunu unutur çoğu zaman. Sadece ve sadece tekrar eden bir şey olduğundan eskiden keyif veren şey artık sanki keyif vermiyormuş gibi gelir insana. Bu da insanın (ama her insanın) ihtiyacı olan bir şeyin eksikliğinden kaynaklanır: yenilik, değişiklik.
İnsanoğlu maymundan daha fazla maymun iştahlı olduğundandır ki dünyanın en sıkıcı insanıyla bile olsa flört ederken keyif alır, sırf tanımadığı bir alana adım atıyor diye. Ama evlilik te veya uzun soluklu ilişkilerde kişi tamamıyla biliği bir oyun alanındadır. Yapılacak espiriyi bile tahmin edebilecek hala gelir. Bu bilme durumu, bu yenilik ve sürpriz eksikliği insanı sıkar. Halbuki, eşiniz muhtemelen başka bir kadına çok eğlenceli ve yeni gelmektedir. Halbuki, siz başka bir erkeğe muhtemelen çok eğlenceli ve değişik gelmektesiniz. Belki de tek sorun artık birbirinizin ne kadar eğlenceli ve değişik (belki normalden farklı) insanlar olduğunuzu unutmanız. Belki de tek sorun güzelliklerinizi "normal ve sıkıcı" sanmanız.
Bazen eskilerin, alışıldıkların ne kadar güzel olduğunu hatırlamak iyi gelir insana. Anladığım kadarıyla birbirinizin değerini gerçekten bilip bilmediğinizin ortaya çıkacağı bir aşamaya gelmişsiniz. Test sorumuz şu: Eğer başkasıyla birlikte olsaydınız bu kadar dayanabilir miydiniz? Eğer hayır diyorsanız, ya ilişkinizin güzelliğini yeniden hatırlayın, ya da bundan sonra herhangi bir ilişkide muhtemelen olduğunuzdan daha mutlu olamayacağınızı bilerek ilerleyin.
Mutlu olmak göreli bir durumdur. Siz neye göre mutlu değilsiniz? Ya da şöyle soralım: Hayatınızda sizi mutlu eden her hangi bir şey var mı? Eğer sizi mutlu eden hiç bir şey yoksa, sorun ilişkinizde değil. Belki sorun sizde, belki de çevrenizde...
Bir ilişkide yapılabilecek en büyük hatalardan biri genel mutsuzluğunuzdan ilişkiyi sorumlu tutmaktır. (İlişkiniz olmasa mutlu olacak mısınız? Başka birisiyle mutlu olacak mısınız?) Ama eğer hayatta mutlu olduğunuz pek çok şey varsa ve ilişkinizde mutsuzsanız veya ilişkiniz bu mutlulukları tatmanızı engelliyorsa ilişki bitmiştir gitmiştir. Geçmiş olsun...
Mutsuzluk zor zanaattir. İlişki de öyle. İkisi bir araya gelirse hayat çekilmez olur. Bu yüzden önce mutlu olduğunuz aktivitelere yönelin, sonra da ilişkinizin güzel taraflarını ön plana alın. (Bulaşık yıkarken veya işe giderken mutlu olan insan evladı nadirdir.)
Güzin abla köşesi gibi oldu ama söylediklerimi bir düşünün...
Bir dost
Heralde mekan Eindhoven olunca iş daha da zor...
sanırım bu öğrenilmez
sadece yaşanır